Ümit Yenişehirli yazdı: Osmanlı okullarındaki Ramazan coşkusu

Ümit Yenişehirli yazdı: Osmanlı okullarındaki Ramazan coşkusu
Yazı Özetini Göster

Milyonlarca Müslüman, Ramazan’ı huzur ve sevinç dolu idrak ederken, cirmi küçük gürültüsü büyük bir kesim ise mezkur tabloyu bozmak için elinden geleni yapıyor. Bu doğrultuda, Milli Eğitim Bakanlığı’nın Ramazan’ın sosyal gerçekliğinin yaşanmasını kolaylaştıracak kimi idari düzenlemeler yapması, birilerini adeta ifrit ediyor. Peş peşe “laiklik bildirileri” yayınlanıyor, bir kısım medya – gene! – “irtica tehlikesi”ne dikkat çekiyor, İzmir’de bir grup, MEB’in genelgesini protesto amacıyla yürüyüşler düzenliyor ve daha pek çok “muhalif mızırdanma” ortalığı kaplıyor.

MİLLETİN ÇİMENTOSU İSLAM’DI

Oysa bu topraklar asırlardır; İslamiyet’in birçok vecibesinin yerine getirilişi süreçlerinin huzur dolu, yardımlaşmayla bezeli, estetik yüklü etkinliklerle süslemesine şahit oldu. Özellikle Osmanlı’nın, özellikle de okullarda, Ramazan ayının kutlanması ve diğer dini vecibelerle ilgili yaptığı düzenlemeler, güçlü bir inancın, özgürlüklerle dolu bir şekilde zarafetle ortaya konmasının göstergesiydi.

Türkiye Diyanet Vakfı İslam Ansiklopedisi’nin, Osmanlı’daki eğitim kurumları ile kimi sosyal boyutu da olan dinî törenlere ilişkin maddelerinde yer alan bilgilere göre; Osmanlı’nın, – klasik devirler şöyle dursun – modern sayılabilecek dönemlerinde bile eğitimdeki dinsel ton, renk ve merasimler, hayatın olağan akışında, geniş katılımlarla kendisine yer bulmaktaydı. İslam, toplumsal bir “moral çimento”ydu. O devrin okulları olan Sıbyan Mektebi (ilk), Rüştiye (orta), İdadi (lise) ve Sultani (nitelikli lise) zincirinde, dinî ritüel döngüsü baskın bir biçimde yer almaktaydı.

AMİN ALAYLARI İLE OKULA ADIM ATAN MİNİKLER

Eğitim hayatına başlayacak olan küçüklerin başrolünde olduğu Amin Alayı, genellikle kandil, pazartesi veya perşembe günleri düzenlenirdi. Adete uygun olarak, okula başlayacak çocuğun ailesi, birkaç gün önceden mektebin hocasına haber gönderirdi. Hoca da merasim günü öğrenci çocukları sıraya dizer, öndekiler yüksek sesle ve koro halinde ilâhiler okuyarak, arkadakiler de beyit aralarında “Amin!” diye bağırarak neşe içinde çocuğun evine gelirlerdi.

SÜSLÜ KÜÇÜK ARABALAR, MİDİLLİ ATLAR, ÇOCUKLARA HARÇLIKLAR

Okula başlayacak çocuk, süslenmiş bir arabaya veya “midilli” adı verilen ata bindirilir, ilahiler eşliğinde mahalle dolaşılırdı. Çocuklar Anadolu’da, şehirdeki meşhur bir türbeye, İstanbul’da ise Eyüp Sultan’a götürülür, dualar edilirdi.

Kafilenin önündeki çocuklar, atlastan yastık üzerinde cüz kesesi, Elifba ve rahle taşırdı. Yeni okula başlayan minik, hocasından ilk dersini gördükten sonra onun ve davetlilerin ellerini öper, hayır dualarını alır, tören “Aşr-ı Şerif” (orta uzunlukta 10 ayet) okunmasıyla sona ererdi. Törenin bitiminde çocuğun ailesince hazırlanmış yemekler yenilir; hocaya, kalfaya, ilahi okuyan ve Amin Alayı’na katılan bütün çocuklara hediye ve harçlıklar dağıtılırdı.

YATILI ORTAOKUL VE LİSELERDE TOPLU SABAH NAMAZI

Osmanlı İmparatorluğu’nda geleneksel dini eğitim verilen medreselerde zaten var olan toplu ibadet uygulamaları, son devirlerdeki modern eğitim kurumlarında da görülmekteydi. Galatasaray Sultanisi ile Darüşşafaka gibi (Günümüzde ikisi de eğitim vermeye devam eden liseler) okullarda da öğrenciler, sabah namazına topluca kaldırılırdı. Fiziki şartları uygun her okulda mutlaka mescit bulunur, uygun büyüklükte olan okullarda ise – subay yetiştiren Harbiye ve mülki amir yetiştiren Mülkiye de dahil – küçük bir cami de inşa edilirdi. Derslere, devletin bekası için yapılan dualarla başlanırdı.

FİZİK, KİMYA, MATEMATİK DERSLERİ VE SANİ-İ ZÜLCELAL

Osmanlı modernleşmesinde fen dersleri, içine dinî bilgi ve duyarlıkların yedirildiği bir şekilde verilirdi. “Hikmet-i Tabiiye” denilen fizik ve biyoloji dersleri ile diğer “sayısal” derslerde modern bilgiler anlatılır, bu anlatı mutlaka, “Sani-i Zülcelal”e (Yüce Sanatçıya / Yaratıcıya) bağlanırdı. Bir fizik kuralı işlenirken; bunun, Allah’ın kâinatta hakim kıldığı nizam çerçevesinde olduğu vurgulanırdı.

NEWTON’IN BULDUĞU KANUNLAR SÜNNETTULAH’IN BİR TECELLİSİDİR

Bir “Hikmet-i Tabiiye” (tabii bilimler) kitabının “Giriş” bölümünde şu satırlar yer almaktaydı: “Hamd olsun o Allah’a ki, kâinatın zerrelerini bir nizam-ı hikmetle dizmiştir. ‘Yerçekimi’ dediğimiz kuvvet, aslında Halık-ı Cihan’ın mahlûkatını bir arada tutma iradesinden başka bir şey değildir. Isaac Newton’un bulduğu kanunlar, Sani’nin (Yaratıcı’nın) kâinata nakşettiği değişmez Sünnetullah’ın birer tecellisidir. Fezadaki (uzay) muazzam kürelerin (gezegenler) birbirine çarpmadan, bir kıl payı sapmadan dönmeleri, akıl sahibi her kul için Allah’ın birliğini ve kudretini ispat eden en büyük mucizedir.”

BÜTÜN KARNELERDE KUR’AN VE TECVİD NOTU OLURDU

Osmanlı toplumunda çocuklar çoğu zaman altı, beş hatta bazen dört yaşında bile Kur’an okumayı öğrenmekteydiler. Sıbyan Mektebi’ne, aileden zaten Kur’an’a aşinalıkla gelen çocuklara, kapsamlı bir şekilde Elifba ve tecvid eğitimi verilir, Kur’ani bilgiler pekiştirilirdi. Bu durum, sonraki öğretim kademelerindeki karnelerde bu alana dair notların da yer almasını sağlıyordu.

Sıbyan Mektebi’nin ilk sınıfından İdadi’nin son sınıfına kadarki karnelerde, diğer derslerin yanında; “Ulum-ı Diniye” (Din İlimleri), Fıkıh ve İnanç Esasları, Tecvid ve Kıraat ile Hüsn-i Ahlak (Güzel Ahlak) derslerine ilişkin notlar da bulunmaktaydı. Bu dersler, “İslami Terbiye” üst başlığının altında toplanırdı.

RAMAZAN AYI ÖĞRENCİLER İÇİN TAM BİR SEVİNÇ KAYNAĞIYDI

Osmanlı eğitim sisteminde Ramazan ayı, hem klasik medreselerde hem de modern okullarda, eğitimin teoriden pratiğe döküldüğü, sosyal sorumluluğun arttığı, neşe ve coşkunun yaşandığı bir zaman dilimi olurdu.

Medreseler, Üç Ayların girmesiyle birlikte eğitime ara verir, başarılı öğrenciler halkla bütünleşen bir organizasyonla ülke sathına yayılırlardı. “Cerre Çıkmak” adı verilen bu uygulamada, öğrenciler köy ve kasabalara giderek, buralarda imamlık, müezzinlik yapar, vaazlar verir ve halkın dini sorularını cevaplardı. Bu gönüllü staj ile öğrenciler hem hitabet yeteneklerini geliştirir hem de halkın rızayla verdiği ayni veya nakdi yardımlarla (zekat, fitre) kendi yıllık eğitim masraflarını karşılarlardı.

TEKNE ORUCU’NU TEŞVİK

Günümüz ilkokullarının dengi olan Sıbyan Mektepleri ise başta oruç olmak üzere çeşitli ibadetler için yapılan teşviklere sahne olurdu. Ramazan’ın manevi havasını sevdirmek amacıyla tam gün oruç tutamayan küçük çocuklar “Tekne Orucu” tutmaları için övgü, harçlık ve hediyelerle teşvik edilirdi. Bu çocukların oruçları için öğle vakti iftar programı düzenlenir, özenli sofralar kurulurdu. Bazen de mahallede okula başlama için düzenlenen Amin Alayı töreni, Ramazan’a denk getirilerek, bu ayın manevi havası, okula yeni başlayan çocuklara da yaşatılmaya çalışılırdı.

OSMANLI’NIN SÖMESTRE TATİLİ RAMAZAN’DAYDI

Osmanlı eğitiminde Ramazan ayı genellikle resmi tatil olur ya da en azından okullardaki eğitim programları hafifletilerek, derslere ara verip, kısmi tatiller oluşturularak, bu ayın rahat geçirilmesine özen gösterilirdi. Ders programları iftar ve sahur vakitleri dikkate alınarak düzenlenirdi. Yatılı okullardaki öğrenciler, şehir dışındaki ailelerinin yanına gönderilirdi. Sırf bu durumdaki öğrencilerin yol harcamalarını karşılamak ve ulaşım imkanlarının kısıtlılığından dolayı çoğu noktada yürüyerek gideceklerinden dolayı ayakkabı hediye etmek için kurulmuş vakıflar, öğrencilere maddi destek sağlardı.

PADİŞAHIN HUZURUNDAKİ “HUZUR DERSLERİ”

Yine Ramazan ayında, saraya yakın bölgelerdeki üst düzey okul öğrencileri ve hocaları, padişahın huzurunda yapılan, “Huzur Dersleri” olarak bilinen, ilmi tartışmaların yapıldığı eğitime, dinleyici veya katkı veren olarak iştirak edebilirlerdi. Şeyhülislam’ın organize ettiği, devrin ileri gelen alimlerinin de hazır bulunduğu bu derslerde; ayet-i kerime ve hadis-i şerîflerin tefsirlerinin yapılmasının yanı sıra, müspet ilimler ve edebî konular da ele alınır, yüksek seviyeli ilmi müzakereler gerçekleştirilirdi. Huzur Dersleri’ne zaman zaman Sadrazam ve diğer devlet yöneticileri de katılırdı.

Kaynak: Ensonhaber Haber Merkezi

Bir Yorum Yazın

E-posta adresiniz yayınlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir

Benzer Yazılar