Ümit Yenişehirli: Piri Reis Hürmüz kurbanı olmuştu

Ümit Yenişehirli: Piri Reis Hürmüz kurbanı olmuştu
Yazı Özetini Göster

ABD ve İsrail’in İran’a yönelik gayrimeşru saldırıları üçüncü haftasına ulaşırken, krizde öne çıkan bölgelerin başında hiç şüphesiz Hürmüz Boğazı geliyor. En dar yeri 33 kilometre olan bu boğazın önemi, dünya petrolünün yüzde 20’sini – günde ortalama 20, 21 milyon varil – sağlayan İran ile Körfez Ülkeleri’nden petrol çıkışını bloke etmesinden kaynaklanıyor. Dünya ölçeğinde doğalgaz için de benzer rakamlar söz konusu. Zaten, ABD Başkanı Donald Trump da bu önemden dolayı, Hürmüz’deki kilitlenmenin yol açtığı baskıyla bunalmış durumda.   

Hürmüz Boğazı, bugün olduğu gibi, tarih boyunca da batıdan doğuya ya da doğudan batıya açılmak/ulaşmak isteyen güçler için hep önemli olmuştu. Eski asırlardan itibaren Yunan, Makedon, Roma, Bizans, Çin ve Hindistan merkezli birçok güç, boğazla ilgili olmuştu. Bu durum, Osmanlı için de geçerliydi. 

Dönemin katil ruhlu, serkeş gemicilerinden biri olan Portekizli Vasco da Gama, bölgede “coğrafi keşif” adı altında soygun, yağma ve katliam yapıyordu. Bir defasında, aralarında kadın ve çocukların da bulunduğu 400 civarında Müslümanı Hac’dan dönüş yolunda katletmişti. Vasco da Gama, gemilerdeki Müslümanların çığlıklar içinde yakılmalarını kaptan köşkünden seyretmişti. Katliamda sadece 20 çocuk sağ bırakılmış, bu çocuklar Portekiz’e götürülerek Hıristiyan yapılmış, bir manastırda rahip ve rahibe olarak yetiştirilmişlerdi.  

PORTEKİZ’İN SALDIRGANLIĞI ARTINCA…

İşte, günümüzde Batı dünyası tarafından “büyük kâşif” diye lanse edilen bu katliamcı kaptan, seferlerinin birinde, Ümit Burnu üzerinden Hindistan’a ulaşmış, dönüşünde de ambarlar dolusu baharatla Avrupa’ya gelmişti. Portekiz, daha önce söz sahibi olmadığı küresel baharat ticaretini – Afrika kıtasını dolaşmak pahasına – Ümit Burnu güzergahına yönlendirme sevdasına kapılmıştı. Krallık; Basra Körfezi, Hürmüz Boğazı ve Kızıldeniz çevresinde ağırlıklı olarak İslam ülkelerinin kontrolünde olan ticari canlılığı baltalamak istiyordu. 

BAHARAT, AT VE İNCİ VERGİLERİ GÖZ KAMAŞTIRIYORDU

Batı dünyası, her zamanki zorbalığıyla bölgedeki ticareti engellemek ve akışı Ümit Burnu güzergahına sevk etmek amacıyla, Hint Okyanusu’nda seyrüsefer yapan Müslüman ticaret gemilerinin yolunu keserek yağmalamaya, yolcularla mürettebatını katletmeye başlamıştı. Sömürgecilik peşindeki Portekiz’in Basra Körfezi etrafında kaleler inşasıyla birlikte de Osmanlı Devleti, bölgeyi Batılı haydutlardan temizlemek için harekete geçmişti.

Portekiz’in inşa ettiği kalelerden biri de 1515 yılında ikinci kez fethettiği, konumu sebebiyle Basra Körfezi’nin girişini kontrol eden Hürmüz adası ve boğazıydı. Bu bölgeye hakim olmak, o dönemde Hindistan’dan gelen baharat ile Basra’dan gelen at ve incilerin geçişinden yüksek vergiler almak demekti. Avrupalı misyoner Barzen, Hürmüz Boğazı’nın önemini, “Eğer dünyada başka bir Babil varsa, o da Hürmüz’dür.” sözleriyle anlatmıştı.  

BASRA MÜSLÜMANLARI OSMANLI’YA KARŞI İSYANA TEŞVİK EDİLDİ

Kanuni Sultan Süleyman’ın hükümranlığı döneminde Osmanlı Devleti, Portekiz saldırganlığına karşı stratejik adımlar atmaya başlamıştı. Hürmüz Adası ile Hürmüz Boğazı’nı baskılayacak şekilde çevrede kaleler kuruluyor, Kızıldeniz’de bulunan Türk donanması bölgede caydırıcı seyrüseferde bulunuyordu. 

Portekiz güçleri bu gelişmeler üzerine, Osmanlı’nın Basra eyaletindeki Müslüman halk arasında tahriklere başlamışlardı. Portekizli seyyahlar ve din adamları, yerli halkı Osmanlı’ya isyan etmeleri konusunda kışkırtıyorlardı. Bütün bu gelişmeler Osmanlı Padişahı Kanuni Sultan Süleyman’ı, bölgeye ilişkin çok daha radikal kararlar almaya itmişti. 

PİRİ REİS HATALAR MI YAPTI YOKSA İTHAMLARA MI MARUZ KALDI?

Büyük bir deniz kurmayı olan ve efsanevi dünya haritasını çizmiş bulunan, o dönemde ise Hind ve Mısır Kaptanlığı görevini yürüten Piri Reis, padişahtan aldığı talimat uyarınca, önce Basra’ya gidecek, orada hazır bulunan 15.000 askeri ve diğer gemileri donanmasına dahil ettikten sonra da ani bir saldırıyla Hürmüz Adası ve Boğazı’nı Portekizlilerin elinden kurtaracaktı. 

Dönemde yaşananlara ilişkin olarak, tarihçiler arasında farklı iddialar dile getirilmişti. Bazı tarihçilere göre, Piri Reis bu emirlere itaat etmemiş, üstelik gereksiz sert uygulamalarla bölge halkının tepkisini çekmişti. Hind Kaptanı, bu sertlik için, “Yerli halk Frenklere yardım etti.” savunmasını yapmıştı. Bir diğer iddiaya göre de donanmayı Hürmüz’de gereğinden az bir süre tutan Piri Reis, böylece Portekizlilerin güç toplamasına fırsat tanımıştı. Basra ve Mısır Valiliklerinin kimi raporlarında da donanmadan bazı gemilerin Hürmüz’ün gerisinde bırakılarak düşman eline geçmesine yol açıldığı yönünde değerlendirmeler bulunmaktaydı. 

İDAM EDİLDİ, MEZARI GİZLENDİ

Piri Reis ise bu ithamlara karşı, Portekizlilerin Hürmüz Boğazı’nı kapatmak üzere olduklarını gördüğünü, donanmasıyla içeride mahsur kalmamak için de üç gemiyle bölgeden ayrılıp Mısır’a geldiği tezini savunmuştu. Piri Reis ayrıca, Basra Valisi Kubad Paşa’dan yardım istediğini ancak bu talebinin karşılık görmediğini de anlatmıştı.  

Bütün bu gelişmeler sonucunda İstanbul’dan, Kanuni Sultan Süleyman’dan gelen talimat, Piri Reis’in “görevi ihmal” ve “halktan rüşvet almak” gibi suçlamalarla yargılaması bile yapılmadan idam edilmesi olmuştu. Öteden beri Piri Reis’i çekemediği iddia edilen Basra Valisi Kubad Paşa da Piri Reis’in daha da zor durumda kalması için elinden geleni yapmıştı. Buradan Mısıra geçen Piri Reis, Mısır Valisi Dukaginzade Mehmed Paşa’dan da destek görememişti. Sonuçta paşa, padişahın emrini hızlıca yerine getirerek Piri Reis’i idam ettirmişti (1554). 

Tüm idam mahkumları gibi Piri Reis’in cenazesi de o devirde adet olduğu üzere isimsiz bir çukura atılmıştı. İdam edilenlerin gömüldüğü yerleri bulup başına bir mezar taşı diken hayırseverler bile Piri Reis söz konusu olunca meseleyle ilgilenmemişti. O günlerden bu yana, Piri Reis’in mezarının Kahire Kalesi civarında olduğu tahmin edilmekte. 

– Prof. Dr. Ertuğrul Önalp, “Piri Reis’in Hürmüz Seferi ve İdamı”, Ankara Üniversitesi DTCF Tarih Araştırmaları Dergisi, Mayıs 2010

Kaynak: Ensonhaber Haber Merkezi

Bir Yorum Yazın

E-posta adresiniz yayınlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir

Benzer Yazılar