Kocaeli’de yaşayan Nilüfer Akcoşkun Bozbağ’ın annesinin vefatının ardından başlattığı aile geçmişi araştırması, Osmanlı dönemine uzanan bir miras mücadelesine dönüştü.
Sadrazam Melek Mehmed Paşa’nın 7’nci kuşak torunu olduğunu belirten Bozbağ, Osmanlı arşivlerinde yaptığı incelemelerde toplam 120 bin metrekarelik 20 arsa tespit ettiğini söyledi. Çeşme’nin üçte ikisinin ailesine ait olduğunu öne süren Bozbağ, Desterecizade, Ayşe Hanım Celilesi, Memiş Ağa ve Melek Mehmed Paşa vakıflarındaki haklarını almak için hukuk mücadelesini sürdürüyor.
Nakiye Hanım’a ait arsalarla ilgili davaların tamamlandığını belirten Bozbağ, Melek Mehmed Paşa ve eşi Ayşe Hanım’ın mirasçılık belgelerine ilişkin süreçlerin ise Kocaeli’de devam ettiğini ifade etti. Mirasçılık işlemlerinin tamamlanmasının ardından vakıflarla ilgili yeniden dava açmayı planlayan Bozbağ, arşiv belgeleri üzerinden aileden kaldığını öne sürdüğü taşınmazların tespit edilmesini ve hukuki yollarla haklarının teslim edilmesini istiyor.
"KARABAĞ ADASI DA BİZİM"
Annesinin 2021 yılında hayatını kaybetmesinin ardından aile geçmişini araştırmaya başladığını anlatan Nilüfer Akcoşkun Bozbağ, çalışmalar sırasında Çeşme’nin ilk belediye başkanı İsmail Hakkı Alca ile aile bağlarını öğrendiğini söyledi.
Bozbağ, “Çeşme’nin ilk belediye başkanı İsmail Hakkı Alca’nın dedemin dedesi olduğunu öğrendim. Bunun üzerine davalar açmaya başladık. İsmail Hakkı Alca’nın aile bağlarını araştırırken Ayşe Kaynak’ın ve onun annesi Beyza Alca’nın izini sürdük. Beyza Alca’nın annesi ise Nakiye Hanım’dı. Nakiye Hanım, dedemin büyükannesi oluyor. 2021 yılından beri Nakiye Hanım’ın mirasçılık belgesini almak için uğraştık. Belgeyi aldıktan sonra kendisine ait arsaların bulunduğunu fark ettik ve bu taşınmazlarla ilgili davalar açmaya başladık” dedi.
Çeşme’de Limandağ’da 8,5 dönümlük arazileri bulunduğunu da öne süren Bozbağ, “Çeşme’ye ilk girdiğinizde sol tarafta kalan dağın bize ait olduğunu öğrendik. Karabağ Adası’nın da bize ait olduğu bilgisine ulaştık ancak henüz tapusuna ulaşamadık. Bunun için Osmanlı arşivlerinde daha fazla araştırma yapılması gerekiyor. Bu konularda bana yardımcı olacak kişilere ihtiyacım var. Bu nedenle destek arıyorum” ifadelerini kullandı.
"KASIMPAŞA'DAN EDİRNE'YE KADAR ARSALARIMIZ VAR"
Aileye ait olduğunu öne sürdüğü taşınmazların yanı sıra vakıflarla ilgili de araştırmalar yürüttüklerini aktaran Bozbağ, özellikle Desterecizade Vakfı üzerinde durduklarını belirtti.
Bozbağ, “Vakıflar için de dava açtık. Özellikle Desterecizade Vakfı üzerinde duruyoruz. Kasımpaşa’dan Edirnekapı’ya kadar uzanan bölgede arsalarımız bulunuyor. Desterecizade ailesinden olduğumuzu kanıtlayan belgeleri de bulduk. Ancak Vakıflar Müdürlüğü, mahkeme sürecinde mirasçılığımızı henüz ispatlayamadığımızı ve mirasçılık belgemizi almadığımızı belirterek bu şekilde dava açamayacağımızı söyledi. Bu nedenle davalarımız kapandı ve yeniden başa döndük. Şimdi yeniden mirasçılık belgelerini çıkarmaya çalışıyoruz” diye konuştu.
Nakiye Hanım’a ait taşınmazlarla ilgili belgelerin hazır olduğunu ve 20 arsanın tespit edildiğini söyleyen Bozbağ, Osmanlı arşivlerinde henüz ulaşamadıkları belgelerin de bulunduğunu ifade etti. Bu belgelerin incelenmesiyle taşınmazların, özellikle de Karabağ Adası’nın konumunun belirlenmesini istediklerini dile getiren Bozbağ, ada, pafta ve parsel bilgilerinin eksikliğinin süreci zorlaştırdığını kaydetti.

"MELEK MEHMED PAŞA DEDEM"
Aile soy geçmişini araştırırken Melek Mehmed Paşa ile bağlantılarını da ortaya çıkardıklarını ileri süren Bozbağ, Paşa’nın ilk eşi Ayşe Hanım üzerinden aile bağlarının devam ettiğini belirtti.
Bozbağ, “Dedemin dedesi İsmail Hakkı Alca’nın annesi Ayşe’yi de araştırmalarımız sonucunda tespit ettik. Ayşe, Melek Mehmed Paşa’nın ilk eşi. Melek Mehmed Paşa iki kez evlenmiş. İlk evliliğini bizim soyumuzdan gelen Ayşe ile yapmış. Daha sonra İstanbul’a gidip geldiği dönemde padişahın kız kardeşiyle evleniyor. Biz, Melek Mehmed Paşa Celilesi Ayşe Hanım Vakfı’nı da bulduk. Ayşe’nin mirasçılık belgesini aldık. Ancak bu süreçte bize yardımcı olacak, bu işleri iyi bilen bir avukata ya da uzmana ihtiyacımız var” dedi.
"MEMİŞ AĞA VAKFI'MIZ DA VAR"
Aile geçmişlerinin Sakız Adası’na kadar uzandığını belirten Bozbağ, burada da aileye ait araziler bulunabileceğini düşündüklerini söyledi. Memiş Ağa Vakfı’yla ilgili mirasçılık işlemlerinin de sürdüğünü aktaran Bozbağ, tespit ettikleri taşınmazları hukuki sürece dahil ederek haklarını almak istediklerini ifade etti.

"DAVALAR ÇEŞME'DE GÖRÜLMELİ"
Taşınmazların Çeşme’de bulunmasına rağmen hukuki süreçleri Kocaeli ve İstanbul’dan yürütmek zorunda kaldıklarını söyleyen Bozbağ, bunun kendileri açısından güçlük yarattığını dile getirdi.
Bozbağ, “Ben Kocaeli’den, kuzenim de İstanbul’da dava açtı. Her iki şehirden de hukuki süreçleri yürütmeye çalışıyoruz. Ancak bu taşınmazların Çeşme’de bulunması nedeniyle davaların orada görülmesi gerektiğini düşünüyoruz. Çeşme’de yaşamadığımız için süreçleri bulunduğumuz yerlerden yürütüyoruz ve bu durum bizi zorluyor. Hakimler de zorlanıyor; Çeşme’deki kurumlarla yazışmalar yapmak zorunda kalıyorlar” diye konuştu.
"ÇEŞME'NİN ÜÇTE İKİSİ BİZİM"
Desterecizade Vakfı’nda 8’inci kuşak torun olarak yer aldığını belirten Bozbağ, vakfın kurucusunun Hacı Mehmet Ağa olduğunu söyledi. Vakfın mazbut vakıf statüsünde bulunduğunu ifade eden Bozbağ, aile soyunun devam ettiğini ve vakıf üzerinde hak sahibi olduklarını öne sürdü.
Bozbağ, “Desterecizade Vakfı’nın kurucusu Hacı Mehmet Ağa. Kendisi saraylarda çini işleri yapıyormuş. Ancak vakıf mazbut ilan edilmiş. Yani vakfın soyunun devam etmediği kabul edilmiş. Oysa biz vakfın soyunun devamıyız ve bu mirasın mirasçılarıyız. Bu vakfın haklarımız doğrultusunda bize verilmesini istiyoruz. Elimizden geldiğince uğraşıyoruz. Yetkililerden vakfımızın bize verilmesini talep ediyoruz. Aynı zamanda Çeşme’nin üçte ikisinin bize ait olduğunu söylüyoruz ancak bu konuda anlaşma yoluyla bir çözüme ulaşmaya da açığız” ifadelerini kullandı.
"HUKUKİ YOLLARLA GERİ ALMAK İSTİYORUZ"
Melek Mehmed Paşa’nın sadrazamlık görevinin ardından yeniden Çeşme’ye döndüğünü ve burada varlık gösterdiğini anlatan Bozbağ, aileye ait olduğunu düşündükleri taşınmazların geri alınmasını amaçladıklarını söyledi.
Bozbağ, “Biz, Melek Mehmed Paşa’dan kalan, eşi Ayşe’den kızı Ayşe’ye geçen mal varlıklarının mirasçılarıyız. Aynı zamanda Nakiye Hanım’ın da mal varlıkları bulunuyor. Bunların bize ait olduğunu düşünüyoruz ancak ne yazık ki şu anda elimizde değiller. Amacımız, bu taşınmazları hukuki yollarla bir an önce geri almak ve haklarımızı elde etmek” dedi.
Taşınmazlarla ilgili uzlaşma seçeneğine de açık olduklarını dile getiren Bozbağ, “Devlet, taşınmazların tamamını vermek istemeyebilir ancak karşılığında bedel ödeyebilir ya da bazı arsaları verip diğerlerini vermeyebilir. Bu şekilde bir çözüm bulunabilir. Çeşme’nin boş kalmasının nedenlerinden biri de bu. Çünkü bizim gibi insanlar yeniden gelip dava açabilir. Biz Çeşme’deki arsalarımızı vermeye hazırız” diye konuştu.

"NAKİYE HANIM'LA İLGİLİ DAVALARIMIZ TAMAMLANDI"
Nakiye Hanım’a ait taşınmazlar için toplam 43 mirasçı bulunduğunu belirten Bozbağ, diğer taşınmazlar ve vakıflar bakımından mirasçı sayısının henüz netleşmediğini kaydetti.
Bozbağ, “Şu anda tapuda ada, pafta ve parsel bilgilerine ihtiyacımız var. Vakıflarla ilgili mirasçılık belgesi işlemlerimiz de devam ediyor. Vakıflar Müdürlüğü, mirasçılık belgelerini almadan vakıf davası açamayacağımızı söyledi. Biz de bu nedenle mirasçılık belgelerini almaya yöneldik. Belgeleri aldıktan sonra vakıf davalarını yeniden açacağız. Nakiye Hanım’la ilgili davalarımız tamamlandı. Şimdi Melek Mehmed Paşa ve eşi Ayşe Hanım’la ilgili davaları açacağız. Ancak öncelikle onların mirasçılık belgelerini almamız gerekiyor” ifadelerini kullandı.
Melek Mehmed Paşa ve eşi Ayşe Hanım için Kocaeli’deki mahkemelerde mirasçılık süreçlerinin devam ettiğini belirten Bozbağ, bu işlemlerin sonuçlanmasının ardından vakıflarla ilgili yeniden dava açmayı planladıklarını söyledi.
"TAŞINMAZLAR ORMAN ARAZİSİ OLARAK GÖRÜNÜYOR"
Aileden kaldığını öne sürdükleri taşınmazların bir bölümünün bugün orman arazisi veya çalılık alan olarak göründüğünü belirten Bozbağ, mülkiyet iddialarının netleştirilmesi için arşiv belgeleriyle tapu kayıtlarının eşleştirilmesi gerektiğini ifade etti.
Bozbağ, “Ancak diğer taşınmazlar ve vakıflar bakımından kaç mirasçı olduğumuzu henüz bilmiyorum. Her kuşakta mirasçı sayısı değişiyor. Biz her konuda anlaşmaya hazırız. Kimsenin malına el koymaya çalışmıyoruz. Dedelerimizden bize miras kalan taşınmazları istiyoruz. Olmayan bir şeyi talep etmiyoruz. Sadece ailemizden kalan malları ve arsalarımızı almak istiyoruz” dedi.
Taşınmazların geçmişteki kayıtlarının incelenmesinin önemine dikkati çeken Bozbağ, olası yapılaşmaların ileride yeni hukuki anlaşmazlıklara neden olabileceğini belirtti.
Bozbağ, “Osmanlı arşivlerinde de bunlara ilişkin belgeler bulunuyor. Eğer o taşınmazlar bize aitse hakkımızı talep ediyoruz. Oraya konut yapılması durumunda ileride çıkabilecek sorunların önüne geçmek gerekiyor. Bir gün o arazinin bize ait olduğunu ileri sürdüğümüzde, oraya yatırım yapan kişilerle hukuki sorunlar yaşanabilir. Böyle bir durumun yaşanmaması için herkesin bir araya gelmesini ve arsalarla ilgili ortak bir çözüm bulunmasını istiyorum” ifadelerini kullandı.
MELEK MEHMED PAŞA KİMDİR?
1719 yılında doğduğu belirtilen Melek Mehmed Paşa, İzmirli Süleyman Paşa’nın oğludur. Osmanlı Devleti’nde III. Selim döneminde kaptan-ı deryalık, çeşitli eyaletlerde valilik ve sadrazamlık görevlerinde bulundu. Osmanlı padişahı III. Ahmed’in kızı Zeyneb Sultan ile evlenen Melek Mehmed Paşa, 19 Ekim 1794’te sadrazamlık görevinden ayrıldı. Melek Mehmed Paşa, 1802 yılında İstanbul’da hayatını kaybetti.
Kaynak: İhlas Haber Ajansı (İHA)
Kaynak: {Haber Merkezi}

Yorumlar 0
Yorum Yap
Henüz yorum yok. İlk yorumu siz yapın!