Nokta kadar menfaat için virgül kadar eğilme
Hayatta bazı değişimler bir anda olmaz. İnsan bir sabah uyanıp bambaşka biri olduğunu fark etmez. Değişim sessiz ilerler. Önce bir cümle yutulur, sonra bir rahatsızlık ertelenir. Günün sonunda insan, neden eskisi kadar net olmadığını kendine bile anlatamaz hale gelir.
Çoğu zaman ortada büyük bir sebep yoktur. Kimse zorlamaz, kimse açıkça bir şey istemez. Ama yine de insan, bir şeyleri elde tutmak adına, durması gereken yerde biraz daha geri çekildiğini hisseder. Bu geri çekilme bir tercih gibi görünmez; çünkü çoğu zaman ne kaybedileceği değil, neyin elde kalacağı düşünülür.

TAVİZ İLK VERİLDİĞİNDE MASUMDUR
İlk geri adım genellikle küçük görünür. İnsan o an kendini yanlış bir şey yapıyor gibi hissetmez. Aksine, durumu idare ettiğini düşünür. Bir ihtimal bozulmasın, bir kapı kapanmasın, bir avantaj elden gitmesin diye susmak, çoğu zaman makul kabul edilir.
Ama mesele ilk adım değildir. Mesele, bunun insana neyi öğrettiğidir. Çünkü her taviz, insana şunu öğretir: “Biraz daha geri çekilmek mümkün.” Zamanla bu mümkünlük yerleşir. Ve geri adım atan kişi değişmez; geri adım atması beklenen kişi olur.
İnsan çoğu zaman bir şey kaybettiği için değil, bir şey kazanabileceğini düşündüğü için susar.

MENFAAT BAĞIRMAZ FISILDAR
Menfaat hiçbir zaman yüksek sesle konuşmaz. Tehdit etmez, zorlamaz. Daha çok kulağa eğilir. “Şimdilik susmak daha mantıklı” der. “Sonra telafi edersin” der. İnsan bu sesi kendi düşüncesi zanneder.
Ama bu, düşünce değildir; içeri sızmış bir hesaptır. Ve insan fark etmeden karar vermekten vazgeçip hesap yapmaya başlar. Hesap yapan biri için haklı olmak değil, kaybetmemek önemlidir. Bu yüzden her hesap, insanın duruşundan küçük bir parça alır.

KAZANILAN ŞEY KÜÇÜK ETKİSİ BÜYÜKTÜR
Elde edilen çoğu zaman nettir: geçici bir rahatlık. Bir tartışmadan kaçmak, bir yüzleşmeyi ertelemek, bulunduğu yeri sarsmamak. O an için insanı koruyan bu kazanç, uzun vadede yanıltıcıdır.
Çünkü bu rahatlık kalıcı değildir. Geriye kalan, insanın kendisiyle arasına giren mesafedir. Bir noktadan sonra kişi, neden rahatsız olduğunu bilir ama neden sustuğunu açıklayamaz. Çünkü sustuğu yer, artık karşısındakiyle değil, kendisiyle ilgilidir.

EĞİLMEK ZAMANLA BİR REFLEKSE DÖNÜŞÜR
Başta bilinçli olan geri çekilmeler, zamanla düşünmeden yapılır. İnsan artık “buna değer mi” diye sormaz. Çünkü eğilmek kolaydır. Dik durmak ise bedel ister.
Bir noktada insan şunu fark eder: Kimse onu zorlamıyordur ama o hala kendini zorlamaktadır. Çünkü kendi çıkar hesabına gösterdiği sabır, başkalarının beklentilerine gösterdiğinden daha uzundur. İnsan en uzun pazarlığı, kendisiyle yapar.

İNSAN EN ÇOK KENDİNE SESSİZ KALIR
Susmak her zaman sabır değildir. Bazı sessizlikler, insanın kendinden geri çekildiği anlardır. Ortada büyük bir kırılma yoktur. Bu yüzden kayıp hemen fark edilmez.
Çünkü insan çoğu zaman konuşmadığı şeyi değil, konuşmamayı seçtiği yeri kaybeder.
Ama insan, içinde bir şeyin eksildiğini hisseder. Kaybolan bir eşya değildir. Bir duruş, bir netlik, bir “ben buradayım” halidir. Ne zaman başladığını bilmez; sadece artık eskisi gibi duramadığını fark eder.