İncirlik yayını nedeniyle gözaltına alınan Kenan Şener soruları geçiştirdi
Anka Haber Ajansı Genel Yayın Yönetmeni Kenan Şener, İncirlik Hava Üssü’nden yaklaşık 1 saat 14 dakika boyunca canlı yayın yapıp üssün görüntülerinin paylaşılmasıyla ilgili olarak gözaltına alınmıştı.
Şener’in verdiği ifade ortaya çıktı.
Adli Kaynaklardan edinilen bilgilere göre Şener, kendisine yöneltilen birçok soruyu geçiştiren cevaplar verdi.
“YA RİSK VAR YA YOK”: ŞENER’İN ÇELİŞKİLİ SAVUNMASI
Emniyetteki sorgusunda Şener’e açık biçimde “Milli güvenlik riski içeren bir yayının sorumluluğunu üstleniyor musunuz?” sorusu yöneltildi. Şener’in cevabı ise kendi içinde çelişkili bir tablo ortaya koydu.
Şener, yayının sorumluluğunu üstlendiğini söyledi; ancak aynı cümle bütünlüğü içinde yayının milli güvenlik riski taşımadığını düşündüğünü belirtti. Bir yandan “riskli olabilir” öngörüsünü kabul eden, diğer yandan “risk yoktu” diyen bir savunma çizgisi benimsedi.
Öte yandan ANKA Haber Ajansı’nın aynı yayın nedeniyle kamuoyuna yönelik bir özür açıklaması yayımlamış olması da “risk yoktu” tezini zayıflatan bir unsur olarak dosyada yer aldı.
GERİLİM TIRMANIRKEN NATO ÜSSÜNDEN CANLI YAYIN
Şener’e, İran-ABD-İsrail hattında gerilimin yükseldiği bir dönemde NATO bağlantılı İncirlik Üssü’nden canlı yayın yapılmasının bilinçli bir zamanlama olup olmadığı da soruldu. Şener bunun “bilinçli bir zamanlama olmadığını” söyledi.
Ancak İran’ın ABD bağlantılı askeri hedeflere yönelik saldırılarının gündemde olduğu bir atmosferde yapılan yayınla ilgili zamanlama değerlendirmesini somutlaştırmadı. “Her yayın gibi abonelere servis edildi” ifadesi ise yayının uluslararası etkisine ilişkin kapsamlı bir analiz içermedi.

ANKA–KOZA TV–BELEDİYE BAĞLANTISI: “BİLGİM YOK” SAVUNMASI
Soruşturma kapsamında Şener’e ANKA ile Koza TV arasında yayın koordinasyonu olup olmadığı soruldu. Şener, resmi ya da gayri resmi bir koordinasyon olmadığını söyledi ve yayının ANKA adına yapıldığını belirtti.
Ancak sahadaki organizasyonun kimler üzerinden yürütüldüğü, yerel bağlantıların niteliği ve çekim sürecinde belediye çalışanlarının rolü konusunda “bilgim yok” demekle yetindi.
Yayın zincirinde “yönetici” olduğunu kabul eden bir genel yayın yönetmeninin, sahadaki personel yapısı ve organizasyon detaylarına ilişkin bilgisizlik beyanı soru işaretlerini artırdı.
“YÖNLENDİRMELİ SORU” DEDİ, GEÇMİŞİ DETAYLANDIRMADI
İfadede en dikkat çekici bölümlerden biri de açık kaynaklarda yer aldığı belirtilen geçmiş siyasi faaliyetlere ilişkin sorular oldu. Şener’e MLKP’ye müzahir etkinliklere katıldığı ve “terör amaçlı izinsiz gösteri” kapsamında işlem gördüğü iddiaları ile eşinin siyasi ilişkilerine dair sorular yöneltildi.
Şener bu suçlamaları kesin biçimde reddetti. Ancak ayrıntıya girmek yerine soruları “yönlendirmeli” olarak nitelendirdi. İddiaların içeriğine dair somut bir açıklama yapmak yerine sorunun niteliğine itiraz etmeyi tercih etmesi, soruları geçiştirme olarak değerlendirildi.
“CANLI YAYIN KARARINI BEN ALDIM”
İncirlik Hava Üssü çevresinden yapılan ve yaklaşık bir buçuk saat süren canlı yayın nedeniyle başlatılan soruşturmada, Şener canlı yayın kararını kendisinin aldığını açıkça beyan etti.
Yayının içeriği ve başlığının önceden planlanmadığını, “habercilik refleksi” ile hareket ettiğini söyledi. Ancak askeri ve NATO bağlantılı bir üste, bölgesel gerilim tırmanırken yapılan yayının risk analizinin nasıl yapıldığına dair somut bir yöntem açıklamadı.
“Risk öngördüm ama yayınladım” çizgisindeki savunma, güvenlik hassasiyeti yüksek bir askeri bölge için yeterli bir editoryal değerlendirme de sunmadı.
HABER REFLEKSİ Mİ, SINIR TESTİ Mİ?
Şener’in savunmasının merkezinde “habercilik refleksi” vurgusu yer alırken 20 yıllık gazetecilik deneyimine ve savunma muhabirliği geçmişine atıf yaptığı görülüyor.
Ancak kritik soru şu: Gazeteci olmak, askeri yasak bölgelerde kriz anlarında sınırsız yayın serbestisi anlamına gelir mi?
İfade metninde, canlı yayın öncesi resmi bir izin alınıp alınmadığı, askeri hassasiyetin hangi kriterlere göre değerlendirildiği ve yayın sırasında hangi güvenlik filtresinin uygulandığına dair net bir bilgi yer almıyor.
ÖZÜR VAR, AMA HATA YOK
Şener, kurumun kamuoyundaki yanlış anlaşılmalar nedeniyle özür metni yayımladığını doğruladı. Ancak kendisi herhangi bir hata yapıldığını kabul etmedi. Ortaya çıkan tablo şu şekilde özetleniyor:
Özür var, ama hata yok!
Risk öngörüsü var, ama risk yok!
Sorumluluk üstlenme var, ama yanlış yok!
Bu üçlü çerçeve, savunmanın en tartışmalı ve çelişkili yönünü oluşturuyor.
SONUÇ: CEVAPLARDAN ÇOK SORULAR AKILDA KALDI
Kenan Şener’in ifadesi, savunma açısından kurgulu ve temkinli bir metin niteliği taşıyor. Ancak yöneltilen soruların ağırlığı ile verilen cevapların netliği arasında belirgin bir boşluk bulunuyor. İncirlik gibi stratejik bir askeri noktada yapılan canlı yayın, sadece bir “haber refleksi” midir? Yoksa kriz döneminde sınırları zorlayan bir editoryal tercih midir? Bu soruların yanıtı soruşturmanın ilerleyen aşamalarında netleşecek.