Araba kullanma, kazak giy, üç gün çalış: Petrol krizinin ürküten mazisi

Araba kullanma, kazak giy, üç gün çalış: Petrol krizinin ürküten mazisi
Yazı Özetini Göster

Küresel enerji arzı, son dönemlerde hiç olmadığı kadar hayatiyet kazandı. İran’ın ABD ve İsrail’in saldırılarına hiç beklenmediği kadar direnmesi, iki tarafın da üretim tesislerini hedef alması, ilaveten petrol ve doğalgaz naklinin bütün bunlardan fevkalade olumsuz etkilenmesi, piyasaları altüst ediyor. 

ABD, İsrail ve Batı dünyası, bir yandan güncel gerilimin kıskacındayken, diğer yandan devletlerin arşivleri de, milletlerin hafızaları da 1970’lerin enerji krizlerine ilişkin kabus dolu anekdotların yükünü taşıyor. 

ARABA KULLANMAK YASAKLANMIŞ, NOEL IŞIKLARI SÖNDÜRÜLMÜŞTÜ

Yine İsrail saldırganlığıyla gerçekleşen Yom Kippur Savaşı’nda ABD ve Batı’nın da terör devletini pışpışlamasıyla Arap dünyasının arzı kısması üzerine yaşanan 1973 krizi ile “İran İslam Devrimi”nin bölgedeki petrol üretimini sekteye uğratmasıyla ortaya çıkan 1979 krizi, Batılı devlet ve toplumlara asla unutmayacakları günlük hayat problemleri yaşatmıştı. Petrol İhraç Eden Ülkeler Birliği (OPEC) ambargosu başladığında, ABD’nin tamamı ile Avrupa’da otomobil kullanmak, günlük, normal bir aktivite olmaktan çıkıp yasak kategorisine girmişti. 

PAPA LİMUZİNİNİ BIRAKIP AT ARABASINA BİNMİŞTİ

Gerek ABD’de gerekse Yaşlı Kıta’da araç kullanmak birçok zorlaştırıcı şarta bağlanmıştı. Hollanda ve – o günkü adıyla – “Batı Almanya” ise net yasakları uygulama yoluna gitmişti. Buna göre, pazar günleri otomobil kullanımını tamamen yasaklanmıştı. İnsanlar otoyollarda bisiklete biniyor, paten kayıyor veya at arabalarıyla gezintiye çıkıyordu. Otobanların ortasında piknik yapan ailelerin fotoğrafları o dönemin en ikonik kareleri olmuştu. 

Enerji krizi, en umulmadık yerlerde bile etkisini göstermekteydi. İtalya’da, pazar günleri araç kullanma yasağının ilan edilmesi üzerine, dönemin Papası VI. Paul, pazar ayinlerine gidişi ile diğer ziyaretleri için lüks limuzin aracını bırakıp atlı araba kullanmaya başlamıştı. 

IŞIKLI REKLAM PANOLARININ KULLANIMINA YASAK GETİRİLDİ

Enerji tasarrufu o kadar kritik bir vatanseverlik görevi haline gelmişti ki, dönemin ABD Başkanı Richard Nixon, halktan Noel ışıklarını asmamalarını rica etmişti. Beyaz Saray’da da Noel ışıklandırması yapılmamıştı. Yine, sokak aydınlatmalarında da tasarrufa gidilmiş, şehirlerde ortaya çıkan bu “tekinsiz karanlık” ise suç oranlarının artmasına yol açmıştı. Kanada ve Japonya’da da neon ışıklı reklam panolarının kullanımına yasak getirilmişti. Bu yasağa uymayan işletmelere ağır para cezası uygulanıyordu.   

“HORTUMLU SOYGUNCULAR” ORTAYA ÇIKTI

ABD’de, motorlu araçların yakıt ihtiyacı için “çift-tek plaka” uygulamasına geçilmişti. Benzin istasyonlarının önlerinde kilometrelerce uzanan otomobil kuyrukları ortaya çıkmıştı. Sıra kavgaları, Amerikan polisinin en fazla uğraştığı asayiş konusu haline gelmişti. Yine bu dönemde, başkalarının plakasını kontrol edip, dolu depoların peşine düşen “hortumlu soyguncular” türemişti. Sıradan insanlar birer benzin hırsızına dönüşmüş, hortumlarla depo boşaltılırken araç sahiplerinin sopalı ve silahlı saldırılarına maruz kalmışlardı. Dönemde, “plaka kiralama” da başlamıştı. Sırası gelen araç sahibi, aracını, belli bir ücretle akaryakıt ihtiyacı olan kişilere kiralıyordu.

HAFTALIK ÇALIŞMA SÜRESİ ÜÇ GÜNE İNDİRİLMİŞTİ

Petrol krizine karşı radikal önlemler alan bir ülke de İngiltere’ydi. Petrol sorununa bir de kömür madencilerinin grevi eklenince İngiltere “Üç Günlük Hafta” uygulamasına geçmişti. Fabrika ve diğer ticari işletmelerin elektrik kullanımına haftada sadece üç ardışık gün izin veriliyordu. Bu üç günün sonunda elektrikler kesildiğinden dolayı da çalışanlar için adı konmamış “Haftada 4 gün tatil” uygulaması hayata geçmişti. Restoranlar mum ışığında hizmet veriyor, kuaförler saç kurutma makinesi kullanamıyor, gazeteler fener ışığında diziliyordu. Ayrıca, televizyon yayınları her gece saat 22.30’da kesilmeye başlamıştı. Böylece insanların erkenden yatıp, elektrik harcamayacakları umuluyordu.

ARAÇLAR AZ YAKSIN DİYE HIZ SINIRI GETİRİLDİ, KÜÇÜK OTOMOBİL GÖZDE OLDU

Hem Avrupa hem de ABD’de araçların az yakıt tüketmesi için yollarda hız sınırı uygulaması da başlatılmıştı. ABD’de otoyol hız sınırı yaklaşık 55 mil/saat (88 km/saat) olarak sabitlenmişti. Özellikle ABD’deki büyük motor hacmine sahip araçların aşırı akaryakıt tüketiminin yol açtığı sorunlar da otomotiv sanayiinin modellerini kökünden değiştirmişti. ABD’li otomobil üreticileri, o yıllara kadar hemen hiç ilgilenmedikleri “küçük araç” imalatına yönelmiş, modeller geliştirmişlerdi. Uzakdoğu ülkelerinin ABD ve Avrupa pazarında yer tutmaları da yine petrol krizi sayesinde olmuştu. Batı otomobil sektörü hemen küçük araçlara dönemediği için, öteden beri bu tip araçlar imal eden Doğulu üreticiler pazarda hâkim duruma geçmişlerdi. 

GAZ LAMBASI, FENER, MUM VE SOBAYA DÖNÜŞ

Elektrik üretiminde kullanılan yakıtlar arasında petrolün de yer alıyor olması bir başka sorundu.  Bu duruma bağlı olarak elektrik kesintileri sistematik hale gelmiş, bu da gaz lambası, lüks, mum ve çıra tüketimine dönüşe yol açmıştı. Konut ve iş yerlerindeki kalorifer sistemlerinin “fuel-oil” ile çalışması ise halkı soğuklara karşı yeni alternatifler üretmeye yöneltmişti. Kullanılmayan şömineler yeniden faal hale getirilmiş, sobalar geri dönmüş, baca sistemlerine eklentiler yapılarak dumana çare bulunmuştu. 

İngiltere’de yetersiz ısıtmadan dolayı iş yerlerinde palto ile çalışanlar görülmeye başlanmıştı.  Fransa’da da ev ve işyerlerinde termostatların 19 dereceyi geçmesi yasaklanmıştı. Petrol krizinin en sert şekilde yaşandığı 1973 ve 74 yıllarında Fransa’daki yün giysiler ile özellikle “balıkçı yaka” kazakların satışında patlama yaşanmıştı. Su ısıtmaya harcanan elektrik miktarını düşürebilmek için İngiltere’de, “Banyonu Arkadaşınla Paylaş” kampanyası başlatılmıştı.

Kaynak: Ensonhaber Haber Merkezi

Bir Yorum Yazın

E-posta adresiniz yayınlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir

Benzer Yazılar