Ersan Şen, Öcalan’a umut hakkını yorumladı: Net tarih verdi

Ersan Şen, Öcalan’a umut hakkını yorumladı: Net tarih verdi
Yazı Özetini Göster

Ülke gündeminde her an, her dakika yeni gelişmeler yaşanıyor…

Bu süreçte ise Türkiye gündeminin nabzını Ensonhaber tutuyor.

ERSAN ŞEN GÜNDEMİ DEĞERLENDİRDİ

Ensonhaber YouTube kanalında Çağlar Cilara’nın moderatörlüğünde yayınlanan programın konuğu, Ceza Hukukçusu Prof. Ersan Şen oldu.

Ersan Şen, siyasetten gündemdeki konulara, değindi ve Abdullah Öcalan’ın umut hakkı konusunu da değerlendirdi. 

Öcalan’ın umut hakkına ilişkin konuşan ve tarih veren Ersan Şen, açıklamasında şöyle dedi;

“15 ŞUBAT 2035 TARİHİNDEN ÖNCE OLABİLMESİ MÜMKÜN DEĞİL”

Söyle söyleyeyim size; benim gördüğüm Sayın Bahçeli’nin söylediği sözlerden anladığım, bir defa Öcalan ile ilgili söylediğinin teknik olarak 15 Şubat 2035 tarihinden önce olabilmesi mümkün değil.

Çünkü bizde 25 yılda bir “umut hakkı” denilen, koşullu salıverilmenin yani kişinin iyi hali olup da toplum içine kontrollü bir şekilde bırakılmasının mümkün olabilmesinin önü açılmamış durumda.

“KANUN ÖLÜNCEYE KADAR KALACAK DİYOR”

İngiltere için İnsan Hakları Avrupa Mahkemesi’nin oranın kanunlarına bakarak “25 yılda bir bu kişinin düzelip düzelmediğine bakın” dediği bir sisteme ilişkin karar vardı.

Öcalan neyden mahkum? Türkiye Cumhuriyeti’nin bölünmez bütünlüğünü, topraklarını silah zoruyla, 50 bin kişinin, 50 bin vatandaşımızın katlinden sorumlu olmak suretiyle ağırlaştırılmış müebbet hapis cezasına mahkum edildiği bir kararla karşı karşıya kaldı.

Bununla ilgili İnfaz Kanunu diyor ki; “Evet bizde ölüm yani idam cezası yok ama ölünceye kadar kalacak.”

“36 YIL SAYACAKSIN”

Bu kanunun değişmesi lazım değil mi? Bir; eğer umut hakkının önünü açmak istiyorsanız. Yani İnfaz Kanunu’nun 107. maddesinin 16. fıkrasını kaldıracaksın. Bir. İki; kaldırdığın anda 25 yılda bir değil, 15 Şubat 1999 tarihinden itibaren 36 yıl sayacaksın.

Çünkü sadece o suçlar yok ki; öldürme suçları var, başka suçlar var. Bunlarla ilgili koşullu salıverilmenin dikkate alınabileceği asgari süre 36 yıl sonra.

Yani bu ne zamanda oluyor? 15 Şubat 2035 tarihinde. O hükmü kaldırdığında yani 107. maddenin 16. fıkrasını İnfaz Kanunu’ndan çıkardığında Öcalan’ın koşullu salıverilmeyi hak edecek şekilde, kontrollü bir biçimde salıverilmesini mümkün kılabilecek biR düzenlemenin, o incelemenin ilk 15 Şubat 1999 tarihinden sonraki 36 yılın dolduğu 15 Şubat 2035 tarihinde yapılabileceğini görüyoruz.

Şimdi şunu söyleyeceğim; bunun olmayacağı aşikar şu anda. Bunun dışında diğerleriyle ilgili; işte Ahmetler dönsün, Demirtaş… Bu hukukla ilgili bir konu. Bu Belediye Kanunu’nun 45. maddesinin 2. fıkrasının değişikliğiyle ilgili bir konu, kayyum meselesi.

“BİZİM DURDUĞUMUZ YER BELLİDİR DİYOR”

Şimdi bence Sayın Bahçeli de bunların hemen olmayacağını biliyor. İç siyasete de konuşuyor. “Bakın” diyor “biz” diyor “devam ediyoruz” diyor, Tuncer Bakırhan’ın o açıklamalarına rağmen. Bütün bu paylaşımlara rağmen.

Saç örme hareketi, o hareketi, bu hareketi… Ama bunlarla ben de diyorum ki uğraşmak yerine önümüze bakmamız lazım. Tamam siz sorduğunuz için cevap veriyorum. Burada iç siyasete dönük DEM’e bence DEM Parti’ye ve DEM Parti’nin seçmenine “Kardeşim” diyor “Bak” diyor “biz” diyor “kararlı bir şekilde ahengi bozmadan devam ediyoruz.”

Öbür türlü söylediklerinin gerçekleşmesi halinde Cumhur İttifakı’nın kaybedeceği belli. Net. Bir; oluru yok.

İki; eğer olursa, gerçekleşirse Cumhur İttifakı’nın buradan zararlı çıkacağı ortada. Ama ön alıyor Sayın Bahçeli bence, açıklamayı yapıyor. Siz öyle konuşuyorsunuz, böyle konuşuyorsunuz ama biz yine durduğumuz yerdeyiz, bu kararlılığımızı ortaya koyuyoruz…

“ORTAK SEVİNÇ VE ÜZÜNTÜLERLE BİRLEŞMİŞİZ, YOL ALIYORUZ”

Yani böyle bir iç siyasette bir yol yürüyorlar. Ama ben tekrar söylüyorum; bunlar değil asıl mesele. Milletin beklediği hakikaten sorunların, sorunların çözülmesini bekliyor.

Bunlar, bunlarla bence vakit kaybetmeye gerek yok. Bu ülke büyük bir ülke. Bu ülke oturup da PKK terör örgütüne boyun eğmez. Evvelallah onlarla bu ülkenin bütün insanları…

Yani Kürt kökenli vatandaşlarımızı, Kürtlerimizin üzerinden bu terör örgütüyle anılabilir misiniz? Hayır, öyle bir şey yok. Bizim hepimiz eşitiz. Bizim hepimiz de bu vatana, bu vatandaşlık bağıyla bağlılık vardır.

Ortak sevinç ve üzüntülerde birleşmişiz, yol alıyoruz. Eğer almayanlar varsa onlar da bence akıllarını başlarına almalılar. Bizim söylediğimiz bu.

Bir Yorum Yazın

E-posta adresiniz yayınlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir

Benzer Yazılar