Bugün yapılacak bir tarama, yarın bir hayat kurtarabilir

Bugün yapılacak bir tarama, yarın bir hayat kurtarabilir
Yazı Özetini Göster

Kanserle mücadelede en güçlü silahın farkındalık ve erken tanı olduğunu söyleyen İstanbul Atlas Üniversitesi Tıp Fakültesi Genel Cerrahi Ana Bilim Dalı Başkanı Doç. Dr. Emine Yıldırım, bilimsel veriler ve ulusal–uluslararası kılavuzlar doğrultusunda tarama programlarının etkili olduğu başlıca kanser türlerinin meme kanseri, kolorektal (kalın bağırsak) kanseri, rahim ağzı (serviks) kanseri ve prostat kanseri olarak sıralandığını söyledi.

Bu kanser türlerinde düzenli taramanın, hastalığın erken evrede saptanmasını sağlayarak tedavi başarısını belirgin şekilde artırdığına dikkat çeken Doç. Dr. Emine Yıldırım, “Kanserden korkmak yerine, geç kalmaktan korkmalıyız. Düzenli taramalar, bilinçli bireyler ve güçlü bir sağlık sistemi ile kanserle mücadelede çok daha yol alabiliriz. Bugün yapılacak bir tarama, yarın bir hayatı kurtarabilir” diye konuştu.

İstanbul Atlas Üniversitesi Tıp Fakültesi Genel Cerrahi Ana Bilim Dalı Başkanı Doç. Dr. Emine Yıldırım, 4 Şubat Dünya Kanser Günü dolayısıyla yaptığı açıklamada kanserde erken teşhisin önemine dikkat çekti.

Her bireyin kanser yolculuğu kendine özgüdür

Her yıl 4 Şubat’ta kutlanan Dünya Kanser Günü’nün, Uluslararası Kanser Kontrol Birliği öncülüğünde yürütülen küresel bir farkındalık hareketi olduğunu söyleyen Doç. Dr. Emine Yıldırım, “2026 yılında ‘Eşsiz Olanla Birleşmiş’ temasıyla 26. kez düzenlenecek olan bugün bize önemli bir gerçeği hatırlatmaktadır: Her bireyin kanser yolculuğu kendine özgüdür fakat çözüm ancak toplum olarak birlikte hareket edilirse mümkündür” diye konuştu.

Kanserle mücadelede farkındalık ve erken tanı büyük öneme sahip

Kanserde erken tanının önemli olduğunu belirten Doç. Dr. Emine Yıldırım, “Kanser günümüzde dünya genelinde en sık karşılaşılan sağlık sorunlarından biridir. Ancak çoğu zaman gözden kaçan çok önemli bir gerçek vardır: Kanserlerin önemli bir bölümü önlenebilir ya da erken tanı ile başarılı şekilde tedavi edilebilir hastalıklardır. Bu nedenle kanserle mücadelede en güçlü silahımız, farkındalık ve erken tanıdır” dedi.

Her 8 kadından biri meme kanseriyle yüzleşiyor

Kadın sağlığı açısından bakıldığında meme kanserinin hem görülme sıklığı hem de erken tanı ile yüz güldürücü sonuçlar elde edilebilmesi nedeniyle ayrı bir yerde durduğunu kaydeden Doç. Dr. Emine Yıldırım, “Meme kanseri, kadınlarda en sık görülen kanser türüdür ve her 8 kadından biri yaşamının bir döneminde bu hastalıkla yüzleşmektedir. Bu rakam ürkütücü gibi görünse de erken tanı sayesinde bugün meme kanseri artık büyük oranda tedavi edilebilen bir hastalıktır. Asıl hedef, hastalığı ileri evrede tedavi etmek değil; erken evrede yakalayarak kadının yaşam süresini, beden bütünlüğünü ve yaşam kalitesini korumaktır” dedi.

Kanser taramalarının önemi çok büyük

Henüz herhangi bir şikâyet ortaya çıkmadan hastalığın erken evrede saptanmasını amaçlayan testler olan kanser taramalarının önemini vurgulayan Doç. Dr. Emine Yıldırım, “Erken evrede yakalanan kanserlerin tedavisi daha başarılı, daha az yıpratıcı ve hastalar açısından çok daha umut vericidir. Bazı kanser türlerinde tarama sayesinde yalnızca erken tanı sağlanmaz, aynı zamanda kanser gelişimi tamamen önlenebilir. Özellikle meme kanseri ve kolorektal (kalın bağırsak) kanseri gibi hastalıklarda tarama programları, kanserle mücadelenin temel taşlarından biridir. Bu nedenle taramalar, bireysel bir tercih olmanın ötesinde, toplum sağlığını doğrudan etkileyen koruyucu sağlık hizmetleridir” diye konuştu.

Taramanın etkili olduğu bazı kanser türleri

Doç. Dr. Emine Yıldırım, bilimsel veriler ve ulusal–uluslararası kılavuzlar doğrultusunda tarama programlarının etkili olduğu başlıca kanser türlerinin meme kanseri, kolorektal (kalın bağırsak) kanseri, rahim ağzı (serviks) kanseri ve prostat kanseri olduğunu belirterekBu kanser türlerinde düzenli tarama, hastalığın erken evrede saptanmasını sağlayarak tedavi başarısını belirgin şekilde artırmaktadır” dedi.

Meme kanserinde düzenli ve yıllık takip hayat kurtarır

Kadınların 40 yaşından itibaren düzenli olarak meme kanseri taraması yaptırması gerektiğinin altını çizen Doç. Dr. Emine Yıldırım, “Meme kanseri taramasında en önemli mesaj şudur: Düzenli ve yıllık takip hayat kurtarır. Radyoloji derneklerinin ve uluslararası bilimsel kılavuzların önerileri doğrultusunda 40 yaşından itibaren tüm kadınlarda yıllık mamografi meme kanseri taramasının temelini oluşturur. Yoğun meme dokusu bulunan veya ek risk faktörleri olan kadınlarda, mamografiye ek olarak ultrasonografi yapılması önerilir. Bu yaklaşım, meme kanserinin erken evrede yakalanmasını artırmakta ve kişiye özel bir tarama stratejisi geliştirilmesine olanak sağlamaktadır. Her kadının meme yapısı ve risk profili farklıdır; bu nedenle tarama da kişiye göre planlanmalıdır” uyarısında bulundu.

Sağlık Bakanlığı Ulusal Kanser Tarama Programı kapsamında 40–69 yaş arası kadınlara iki yılda bir mamografi önerildiğini ve bu taramaların KETEM’lerde ücretsiz olarak yapıldığını hatırlatan Doç. Dr. Emine Yıldırım, ancak klinik pratiğe yansıyan güncel bilimsel yaklaşımda, yıllık mamografi takibinin esas kabul edildiğini kaydetti.

Kolorektal kanser taraması 50 yaşından itibaren yapılmalı

Kolorektal kanserlerin çoğu zaman iyi huylu poliplerden geliştiğini ve bu sürecin yıllar aldığını ifade eden Doç. Dr. Emine Yıldırım, “Bu nedenle tarama programları, bu kanser türünün önlenmesinde son derece etkilidir. Sağlık Bakanlığı önerileri doğrultusunda 50–70 yaş arası kadın ve erkeklerde, 2 yılda bir gaitada gizli kan testi ve 10 yılda bir kolonoskopi yapılması önerilmektedir. Bu sayede kanser oluşmadan önce poliplerin saptanması ve çıkarılması mümkün olmaktadır” dedi.

Kanserden korunmada bireysel sorumluluklara dikkat!

Kanserle mücadelenin yalnızca taramalarla sınırlı olmadığını vurgulayan Doç. Dr. Emine Yıldırım, “Sağlıklı beslenme, ideal kilonun korunması, düzenli fiziksel aktivite, sigara ve alkol kullanımından uzak durmak, güneşten korunmak ve düzenli hekim kontrolleri kanser riskini belirgin şekilde azaltır. Unutulmamalıdır ki kanserden korunma, büyük değişimlerden değil; günlük yaşamda sürdürülebilir sağlıklı alışkanlıklardan geçer” diye konuştu.

Ailesinde kanser öyküsü olanlar için öneriler

“Ailede meme veya kolorektal kanser öyküsü bulunması, bireyin mutlaka kanser olacağı anlamına gelmez” diyen Doç. Dr. Emine Yıldırım, “Ancak bu kişiler için risk artmış olabilir. Bu nedenle ailesel öyküsü olan bireylerin tarama programlarına daha erken yaşta başlaması ve takiplerinin kişiselleştirilmesi büyük önem taşır. Gerekli durumlarda genetik danışmanlık da sürece dâhil edilmelidir” uyarısında bulundu.

Kanserden değil, geç kalmaktan korkulmalı

Kanserin tek bir bireyin değil, tüm toplumun ortak sorunu olduğunu vurgulayan Doç. Dr. Emine Yıldırım, sözlerini şöyle tamamladı: “Dünya Kanser Günü’nün bu yılki teması olan ‘Eşsiz Olanla Birleşmiş’, bize her bireyin hikâyesinin farklı olduğunu; ancak çözümün ortak bilinçle mümkün olduğunu hatırlatmaktadır. Bir genel cerrah olarak altını özellikle çizmek isterim ki; kanserden korkmak yerine, geç kalmaktan korkmalıyız. Düzenli taramalar, bilinçli bireyler ve güçlü bir sağlık sistemi ile kanserle mücadelede çok daha yol alabiliriz. Bugün yapılacak bir tarama, yarın bir hayatı kurtarabilir.”

 

 

Kaynak: (BYZHA) Beyaz Haber Ajansı

Bir Yorum Yazın

E-posta adresiniz yayınlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir

Benzer Yazılar