Ümit Yenişehirli yazdı: İnsanlık çağlar boyunca uyuştu
Uyuşturucu, dünya çapında bir dert. Milyonlarca insanın pençesinde kıvrandığı bu illete karşı verilen mücadele ise hız kesmeden devam ediyor. Ancak bütün çabalara rağmen; narko-terör ile birleşen yaygın pazarlama ağı, yeni nesil çetelerin yeni şartlara anında uyum gösteren yapısı gibi faktörlerden dolayı, sorun bir türlü geriletilemiyor.
Konvansiyonel medya ile yeni nesil medya mecralarının, en hafif tabiriyle özensiz ve denetimi zor içerik üretimleri de bu toplumsal yangına benzin taşıyor. Bu arada, “yaşam tarzı özgürlüğü” savunuları arasında, sigara ve alkolden kaynaklanabilecek “geçişkenlik” göz ardı edilip, bu iki bağımlılık maddesini adeta “tamamen masum” sayan anlayış da problemli.
ANTİK İNSAN “KAFASI”: UYUŞTURUCU TANRILARIN HEDİYESİ
Uyuşturucu maddelerin hikayesi, aslında insanlık tarihinin en eski ve en çelişkili serüvenlerinden birisi. Bu tür maddeler, uzunca bir dönem “tanrıların hediyesi” ya da “mucize ilaç” olarak görülmüştü. Tarihin büyük bir bölümünde, uyuşturucu maddelerin “normal”, hatta “kutsal” kabul edilmesi antik toplumların normallerindendi.
SÜMERLERİN BAHANESİ SAĞLIKTI
Sümerler, MÖ 3400’lerde haşhaşa “neşe bitkisi” adını vermişlerdi. Gerek devlet, gerekse toplum, bariz bir riyakarlıkla haşhaşın öncelikle tıbbi tedavi için kullanıldığını ileri sürüyordu. Ancak pratikte olan ise yerli yersiz her vesile ile haşhaş ve benzeri uyuşturucuları kullanmaktı. Uyuşturucu tüketiminden sadır olan “neşe, mutluluk” da işin bonusu sayılıyordu. İçkiyle zaten iç içe olan Sümer toplumunda, alkol kullanımı ise uyuşturucu öncesi için adeta altlık vazifesi görüyordu.
Babil, Urartu, Çin, Hitit gibi diğer birçok antik toplumda da haşhaş ve kenevir üretimi ile elde edilen afyon ve esrar kullanımı oldukça yaygındı. Bütün bu milletlerde bira, şarap ve diğer alkollü içkilerinde yoğun olarak kullanımı, uyuşturuculara geçişkenliği kolaylaştırmaktaydı.
BİRACI MISIRLILARIN AFYON SEFALARI
Antik Mısır’da da uyuşturucu için mazeret üretme yaygın bir toplumsal anomaliydi. Mısırlı müptelalar da tıpkı Sümerliler gibi, “uyuşturucunun faydaları” üzerine parlak laflar etmeyi seviyorlardı. Afyon, ağrı kesici olarak yaygındı. Sorun şuydu ki, afyon kullanımı ağrı kesildikten sonra da devam ediyordu.

RAHİPLER DE UYUŞTURUCU KULLLANIRDI
Çok tanrılı Mısır ilahiyatına göre, bazı tanrılarla irtibat kurmanın, onların onayını almanın yolu da yine uyuşturucu kullanımından geçiyordu. Bebeklerin ağladıklarında kötü ruhlardan etkilenebileceğini düşünen Mısırlı anneler, onların tanrıların yardımıyla sakinleşmeleri için afyon vermeyi alışkanlık haline getirmişlerdi. Mısır halkının bazı dinsel ritüellerinde de afyon kullanımı vardı. Antik Mısırlının inanışına göre, uyuşturucu alarak tanrılara daha kolay ulaşılabiliyordu.
Rahipler de kimi esirik haller sergileyip halkı etkilemede afyondan yararlanmaktaydı. Bu törenler için özel kaseleri vardı. “Bes kaseleri” denilen bu kaplardan özel bir karışım içen rahipler, tuhaf hareketler sergileyip, anlaşılmaz sözler sarf ederlerdi. Böylece tapınaklara gelen halk, rahiplerin “aşkın halleri”nden etkilenir, onların “özel olduğunu” düşünür, inançlarına olan bağlılıkları daha da artar, adak ve bağışları daha da fazlalaşırdı. Bu arada, tapınağa gelen halkın öncesinde, zaten bira ve şarap almış olması, ortamdan etkilenmeyi daha da kolaylaştırırdı.
YUNANLARIN “ACILARI UNUTTURAN İKSİR”İ
Mısır’ın sayısız tanrısını Atina ve çevresine taşıyarak “din ithalatı” gerçekleştiren antik Yunanlar, doğal olarak bu ülkeden dini ritüeller de almıştı. Dinsel tören ve şenliğin iç içe geçtiği Yunan coğrafyasında, içki ve uyuşturucu beraberce kullanılmaktaydı. Homeros’un Odysseia destanında, dini törenlerde “acıları unutturan bir iksir”den bahsedilmekteydi. Putperest Yunanların inanç pratikleri için el kitabı gibi olan diğer birçok ozan yazımı metinde de adı geçen “iksir”le yapılacaklar anlatılmıştı.
GECE YARISI “GÜNEŞİ GÖRDÜM” DİYE BAĞIRIRLARDI
Tanrıça Demeter adına içilen uyuşturucu sıvının adı “kykeon”du. Bu içecek, rahip ve rahibelerce içildikten sonra, kontrollü bir şekilde halka da verilirdi. Böylece uyuşmuş beyinler, “insanın kendi benliğinden çıkıp tanrıyla birleşmesi (ekstasis) olayı”nın gerçekleştiğine inanırlardı. Şehre yakın korulukta, gece yarısı yapılan bu törenlerde, katılımcılardan bazıları uyuşturucunun etkisi iyice artınca, “güneşi gördüm” diye bağırırlardı. Rahibeler tamamen soyunur, ortamdaki müzisyenlerin eşliğinde çılgınca danslar eder, bu sırada tuhaf sesler çıkartırlardı. Başrahip ya da rahibe de bu sözleri “tercüme” ederek, uyuşturucunun etkisindeki bu insanların “tanrılarla birleştiğini” söylerdi.

LSD HAMMADDESİ MANTARLAR
Bu işleri organize edenler, katılımcılara katkı maddeleri konulmuş şarap ikram eder, böylece kalabalıklar yaşadıklarının uyuşturucu ile bağını kur/a/madan, gördüklerini “normal” sayarlardı. Katkı maddesi, günümüzde de yaygın bir uyuşturucu olan LSD’nin yapımında kullanılan öncül madde çavdar mahmuzu (ergot) mantarından elde edilirdi.
ROMA’DA BAZI İMPARATORLAR GÜNE AFYONLA BAŞLARDI
Antik Roma döneminde uyuşturucu kullanımı, uzun bir süre katı yasaklamalarla karşılamamıştı. Bütün putperest toplumlarda olduğu gibi, Roma’da da tütün, içki ve devamında uyuşturucunun sorun olarak görülmesi söz konusu değildi. Roma’da “halkın afyonu” tabiri vardı. Herhangi bir iş kolundaki ticari faaliyet gibi afyon dükkanları da (tabernae) serbestçe faaliyetteydi. “Tabernaeler”, bir meyhane gibi çalışır, isteyen orada, isteyen dışarıda ya da evinde afyonunu alıp, rahatça tüketebilirdi.
Devlet otoritesinin en tepe temsilcilerinden bazıları da uyuşturucu kullanıyordu ve bu saklanan bir şey değildi. İmparator Marcus Aurelius’un, her sabah “theriac” adı verilen ve içinde yoğun miktarda afyon bulunan bir karışım içtiği bilinmekteydi. İmparator, bu karşımın hem fiziksel ağrılarına iyi geldiğini hem de imparatorluk yönetmenin stresini hafiflettiğini iddia ediyordu.

BÜYÜK UYUŞTURUCU OPERASYONU: BİNLERCE İNSAN İDAM EDİLDİ
Roma idaresinin, uyuşturucuya yönelik müsamahalı tavrı, antik Yunan’daki Dionysos şenliklerinin dönüştürülmüş versiyonu olan Bacchus şenliklerinde, işler iyice çığırından çıktığında ise ortadan kalkacaktı.
Başlangıçta, kadınlar arasında bir dini ayin olarak başlayan bu buluşmalara, kısa bir süre sonra erkekler de katılmaya başlamıştı. Sadece kadınların katıldığı dönemde de bolca şarabın tüketildiği bu etkinlikte, erkeklerle birlikte ağır uyuşturucular da kullanılır olmuştu. Ortamdaki maddelerde görülen bu değişim sonrasında ise birkaç gün sabahlara kadar süren ayinlerde her türlü sefahat ve rezillik çoğalmıştı.
Roma Senatosu, ayinlerde insanların, alkol ve uyuşturucu etkisinde gizli yeminler ettiği, siyasi suikastlar planladığı ve her türlü sapkın cinsel eylemi gerçekleştirdikleri gerekçesiyle imparatordan operasyon yapmasını istemişti. Böylece, tarihin belki de ilk “uyuşturucu operasyonu” Roma’da düzenlenmişti. MÖ 186’da gerçekleşen Bacchanalia ayinleri operasyonu sonucunda, 7 binden fazla insan tutuklanmış, bunların yaklaşık 4 bini idam edilmişti.
– “Uyuşturucuların Tarihi”, Kaliforniya Evolve Tedavi Merkezi, 8 Mart 2024
